Ana Sayfa

Süt ile kanser arasında bir ilişki var mıdır? Bu konuda ne gibi araştırmalar bulunmaktadır?

Beslenme açısından oldukça büyük öneme sahip olan süt hakkında zaman zaman kanserle ilişkili olabileceği yolunda haberler çıkıyor. Oysa bilimsel veriler aksine sütün antikarsinojenik etkileri bulunduğunu gösteriyor.

Süt  ve süt ürünlerinin kolon kanserine karşı koruyucu olduğunu bildiren çok sayıda araştırma bulunmaktadır.   

2008 yılında kolorektal kanserler (CRC)’in erkeklerde %10 oranıyla üçüncü, kadınlarda %9.4 oranıyla ise ikinci sırada yer alan, dünyada en fazla teşhis edilen kanser türü olduğu bildirilmiştir (Safari ve ark., 2013)

5200 kanser vakasının değerlendirildiği bir çalışmada, süt ve süt ürünlerinin kolorektal kanserli hastaların beslenmesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Fermente edilmemiş süt ile erkeklerde rektal kanser, kadınlarda kolon ve rektal kanserin hiçbir ilişkisi olmadığı ortaya konmuştur.

Süt ve süt ürünlerinin kolorektal kanser üzerinde koruyucu etki gösteren, önemli beslenme öğeleri olduğu birçok epidemiyolojik çalışmalarla belirlenmiştir. Yapılan bu çalışmalarla, yetişkinler için günde 2-3 porsiyon süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerektiği Amerika, Kanada, Avustralya ve Birleşik Devletler için hazırlanan beslenme rehberlerinde yerini almaktadır (Ralston ve ark., 2013).

Amerika ve Afrika kıtalarına ait 17 eyaletten, 21-69 yaşları arasındaki 59,027 kadın üzerinde yapılan ve 12 yılda tamamlanan bir çalışmada, kadınlarda göğüs kanseri ile diyetle alınan süt ve süt ürünleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda menopoz öncesi ve sonrası göğüs kanseri vakaları ile diyetle alınan süt ve süt ürünleri, kalsiyum ve vitamin D arasında istatiksel olarak bir ilişki belirlenememiştir (Genkinger ve ark., 2013).

Amerikan Kanser Derneği (ACS), kanser araştırmaları için ilk olarak 2006 yılında beslenme ve fiziksel aktivite rehberi yayınlamıştır. 2012 yılında bu rehber için yayınlanan güncellemede beslenmede temel oluşturması gereken beş ana temel kaynaktan bahsedilmiş, bu beş kaynaktan birinde ise süt ve süt ürünlerinin az yağlı olanlarının seçilmesi gerektiğini vurgulanmaktadır (Wolin ve Colditz, 2013).

Süt ve süt ürünleri tüketiminin prostat, menopoz sonrası endometrial kanser ve ovaryum kanserleri gibi hormonlarla ilişkili kanserlerle ilişkisi birçok araştırıcı tarafından araştırılmıştır (Kroenke ve ark., 2012).

Ovaryum kanserlerinin dünya üzerinde farklı insidanslara sahip olması, ovaryum kanserlerinin ortaya çıkmasında büyük öneme sahip olan beslenme şekillerinin etkilerini akla getirmiştir.Süt ve süt ürünlerinin tüketiminin potansiyel rolü olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, bahsedilen ürünlerin ovaryum kanserleriyle ilişkili olmadığı istatiksel verilerle kanıtlanmıştır (Merritt ve ark., 2013).

Kaynağı sadece süt olan laktoz, beslenme fizyolojisi bakımından oldukça önemlidir. Çünkü laktoz, doğal bağırsak florasının çalışmasını önemli yönde etkiler ve kan şekeri düzeyinin hızlı yükselmesini önler. Ayrıca laktozun parçalanma ürünü olan laktik asit, bağırsakta kalsiyum ve magnezyumun emilmesini arttırır; karaciğerde yağ birikimini azaltır (Tekinşen, 2000).        

Amerika Birleşik Devletleri Kanser Araştırma Merkezi tarafından yapılan, 133 göğüs kanseri vakası ve 289 kontrol grubundan oluşan vaka-kontrol çalışmasında fermente süt ürünlerinin kanser vakalarıyla ilişkisi gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, göğüs kanseri ile süt tüketimi arasında belirgin bir istatiksel ilişki saptanamamasının yanı sıra, fermente süt ürünleri tüketiminin göğüs kanserine karşı koruyucu etkisinin olabileceği saptanmıştır. (Veer ve ark., 1989).

Göğüs kanserinin en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen östrojenik hormonların süt tüketimiyle vücuda alınıp göğüs kanserine neden olup olmayacağını sorgulayan bir çalışmada, süt ve süt ürünlerinin göğüs kanseriyle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonucunda süt ürünlerinin tüketimi ve göğüs kanserinin tekrarlaması ya da oluşması arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Yağ oranı yüksek süt ürünlerinin tüketimi ve östrojen seviyeleri arasındaki ilişki belirlenememiştir (Kroenke ve ark., 2012).

697 lenfoid neoplasmlı hasta ve 3606 kontrol grubundan oluşan, 8 yıl süresince gerçekleştirilen, Uruguay Kanser Araştırma Merkezi tarafından yürütülen vaka-kontrol çalışmasında süt ürünlerinin ve diğer gıdaların lenfomaid neoplasmlarla ilişkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmada farklı kaynaklardan sağlanan doymuş yağ tüketiminin NHL, HD, MM ve LL’ye karşı farklı oranlarda risk faktörü oldukları belirlenirken; süt ve süt ürünlerinin lenfomatik neoplasmlarla direkt bir ilişkisi olmadığı istatistiksel verilerle kanıtlanmıştır (Stefani ve ark., 2013).

15,914 kanser hastasının gözlemlendiği ve 11 yıl 6 ay süresince gerçekleştirilen bir başka çalışmada, katılımcıların günlük tükettikleri süt miktarı, yaş grupları, cinsiyetleri gibi faktörler dikkate alınarak hastaların kanserli hücreleri değerlendirilmiştir. İçlerinde prostat, kolon, rektum, pankreas, lösemi, tiroid kanserlerinin bulunduğu 25 kanser tipine sahip hasta bu çalışmada değerlendirilmiştir. Toplam kanser insidansı ile süt tüketimi arasında istatiksel olarak bir ilişki saptanamamıştır (Ursin ve ark., 1990).

Fermente bir süt ürünü olan yoğurdun ise özellikle bağırsak kanserini önlediği bildirilmektedir. Görülen bu antikarsinojenik etki bakteriyel enzimlerin baskılanması, intestinal pH’nın düşüşü ve immun sistemin aktive olmasıyla bağdaştırılmaktadır (Plessas ve ark., 2012).





Benzer içerikler